|
Ulaşabildiğimiz veri
miktarı arttıkça, zaman kazanmak yerine doğru bilgiyi bulabilmek için daha
fazla vakit harcıyoruz. Şirketler de en az bireyler kadar, önüne geçilemez
bir hızla artan veri ve bilgi trafiği ile boğuşmak durumunda kalıyorlar.
Şirketlerin gerçek veya sanal satış noktaları sayesinde müşteriler,
ürünler, bayiler ve rakipler hakkında devasa veritabanları oluşuyor.
Bu veriler içinde özellikle müşterilere ait veriler ayrı bir çekiciliğe ve
öneme sahip, çünkü müşteri profilleri ve davranış biçimlerine dair
verilerin, müşteri ilişkileri yönetiminde kullanılması sayesinde çapraz
veya ek satış fırsatları doğuyor. Elbette bunu başarabilmek için ilk
olarak eldeki veriyi, pazar dinamiklerine dair diğer verilerle birlikte
analiz edebilmeniz ve daha da önemlisi, elde ettiğiniz sonuçları doğru bir
şekilde anlamanız, yorumlamanız ve doğru kararlar vermeniz gerekiyor.
E-Business altyapısının gelişimine paralel olarak gelişmekte olan entegre
iş modellerini de göz önüne aldığımızda ortaya çıkan tablo biraz daha
karışık. Alışılagelenden çok daha fazla iş ortaklığının gerçekleşeceği
ekosistemler içinde yer alacak şirketler daha da yoğun bir veri ve bilgi
trafiğine maruz kalacaklar. Üstelik iş ortaklığı yapan şirketler arasında
akan verinin formatına dair teknik bir standart olması yeterli olmayacak,
verilere yüklenen anlamın, bu sanal ekosistemlerde yer alan şirketlerin
çalışanları arasında paylaşılması da gerekecek.
"Bilgi Çağı”nın lokomotifi olan “Bilgi Ekonomisi”nin çıkmazı da işte
burada başlıyor. Şirketler açısından baktığımızda bilgi ekonomisinde
yerini almanın (“korumanın” demek belki daha doğru olacaktır) yolu,
kontrolsüz bir şekilde artan bu veri ve bilgi yığınlarını yönetebilmekten
geçiyor. Peki bilgi ekonomisinin herhangi bir aksaklığa uğramadan yoluna
devam edebilmesi ne derece mümkün? Muhtemel bir senaryo birçok şirketin bu
bilgi yığınları ile baş edememeleri ve artan bilgi yığınlarının içinde
boğulmalarıdır.
Şirketler anlamlı ve işe yarar bilgileri ayırt edemez duruma gelebilirler.
Bunun sonucu olarak rakiplerini, müşterilerini ve sermaye piyasalarını
doğru analiz edemez ve doğru kararları alamazlar. Eğer bu durumdaki
şirketler belli bir oranın üzerine çıkarsa, bilgi ekonomisinin kolay
iyileşmeyecek bir yara alması kaçınılmaz bir son olacaktır.
Bunun çok iyi bir senaryo olmadığını itiraf etmeliyim. Böyle bir durumun
ortaya çıkmasına sebep olabilecek temel nedenlere bakarsak aslında
sandığımızdan daha fazla faktörün bunda etken olabileceğini görebiliriz.
Bilgi yönetimi teknolojilerinin bekleneni vermemesi bu nedenlerden bir
tanesi olacaktır. Bilgi yönetiminin, teknoloji boyutu kadar, kurumsallaşma
ve kurum kültürü ile de göz ardı etmememiz gereken bir bağlantısı var.
Şirketlerin bilgi yönetimi konusunda gerekli teknolojik ve organizasyonel
yetkinlikleri oluşturamaması ve ellerindeki bilgi varlıklarını doğru
yönetememeleri, yanlış kararlar almalarına ve rekabet avantajlarını
yitirmelerine yol açacaktır.
Bilgi ekonomisinde eğitilmiş insan gücünün önemini de unutmamak gerekir.
Önümüzdeki yıllarda giderek karmaşıklaşan şirket yapılarını, iş
ilişkilerini ve iş süreçlerini yönetebilmek için çok daha fazla yöneticiye
gerek olacak. Bu biraz da birim zamanda alınması gereken iş kararlarının
daha fazla olmasından kaynaklanacak.
Bilgi ekonomisinde zincirleme olarak birbirini tetikleyen entegre
elektronik iş süreçlerini düşündüğünüzde, çok küçük hatalar bile büyük
zararlara sebep verebilirler.
Elbette her şey bu kadar kötü gitmeyebilir. Belki biraz daha iyimser bir
ihtimal, bilgi zehirlenmesinin devam etmesi ancak bazı firmaların bu
durumla mücadele ederek önemli bir rekabet avantajı oluşturmalarıdır.
Bunun gerçekleşebilmesinde, bilgi yönetimi teknolojilerinin olgunlaşması
ve artan bilgi trafiğinin yönetiminde şirketlere yardımcı olması önemli
bir etken olacaktır. Bilgi servislerinin gelişmesi ve şirketlerin ihtiyaç
duyduğu bilgileri sağlayan aracı kurumların pazarda hak ettikleri yeri
almaları da daha çok umut beslememiz için bir neden olacaktır.
Bilgi ekonomisinin sorunsuz bir şekilde yoluna devam edebilmesi için bilgi
yönetimi teknolojilerinde radikal değişimler olması gerekmektedir. Bilgi
yığınları ile baş edebilmemiz için gerçek zamanlı veri madenciliği, bilgi
haritalama ve etiketleme konusunda akıllı teknolojilerin gelişmesi ve
kullanımının yaygınlaşması önemlidir. Başka önemli bir konu ise iş
ortakları arasında veri alışverişinde tek bir standart protokolün oluşması
ve bunun global olarak kabul görmesidir. Şirketlerin bu teknolojileri
edinmeleri kadar önemli bir konu da bilgiyi kullanacak ve ona dayalı
kararlar alarak uygulayacak insan kaynaklarına gerekli yatırımın
yapılmasıdır.
Eğer tüm bunlar gerçekleşirse, verimliliğin radikal olarak arttığı bir
ekonomi hiç de hayal olmayacaktır. Tüm bu gelişmelerin bir anda
olmayacağını göz önüne alırsak, bu ideal bilgi ekonomisine geçişte bazı
firmalar daha hızlı hareket edip, önemli bir rekabet avantajı yakalarken,
bazı firmaların yeteri kadar dinamik hareket edemeyerek oyunun dışında
kalmaları söz konusu olacak. Bilgiyi iyi yönetemeyen şirketler, geleceğin
bilgi ekonomisinde kendilerine yer bulamayacaklardır.
|